Refine search
Results 171-180 of 356
Ohmik Evaporasyon İşlemiyle Elde Edilen Dut Pekmezinde Renk Değerlerinin İncelenmesi
2024
Ferit Ak | Serdal Sabancı
Evaporasyon işlemi sıvı gıda ürünü içerisinde bulunan suyun fiziksel olarak uzaklaştırılmasıdır. Bu işlemde geleneksel ısıtma teknikleri sonucunda istenmeyen bileşen oluşumu, kalite kaybı ve aroma kayıpları meydana gelmektedir. Bu nedenle gelişen teknoloji ile geleneksel gıda işlemi uygulamalarının yerini alternatif teknikler almaktadır. Bu tekniklerin başında ohmik ısıtma işlemi gelmektedir. Ohmik ısıtma işlemi iki elektrot arasında alternatif akım geçirilerek ürünün ısınma prensibine dayanmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı üç farklı voltaj gradyanı kullanılarak elde edilen dut pekmezinin renk değerlerinin incelenmesidir. Örnekler ohmik evaporasyon işlemi ile üç farklı voltaj gradyanında atmosferik koşullar altında %22,2 Suda Çözünür Kuru Madde (SÇKM) içeriğinden %68 SÇKM değerine kadar evaporasyon işlemine tabi tutulmuştur. Örneklere ait L*, a*, ve b* renk değerleri ölçülmüştür. Elde edilen L*, a*, ve b* değerlerinden beyazlık ve kahverengileşme gibi bazı renk indeksleri hesaplanmıştır. Beyazlık indeksi (Bİ) ve kahverengileşme indeksi (Kİ) incelendiğinde, en yüksek değerler geleneksel yöntemde elde edilirken en düşük değerler 15 V/cm voltaj gradyanında elde edilmiştir. Toplam renk değişim değerinin 3,73-8,97 arasında değiştiği, en düşük renk değişim değerinin geleneksel yöntemle elde edildiği ve bu değerin yükselen voltaj gradyanı ile arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, dut pekmezi örnekleri renk değişimleri açısından incelendiğinde genel anlamda voltaj gradyanın artmasından olumsuz etkilendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte fiziksel kalite değerlerinin başında yer alan renk değerleri bakımından nispeten daha düşük voltajlı ohmik evaporasyon işleminin kullanılabileceği düşünülmektedir.
Show more [+] Less [-]The Effects of Different Doses of Zeatin, Kinetin and Gibberellic Acid Biostimulants Applied during the Seedling Development Period of Peppermint (Mentha Piperita L.) on Growth and Biochemical Parameters
2024
Muhammed Said Yolcu
This study aimed to evaluate the impact of varying doses of Zeatin, Kinetin, and Gibberellic Acid biostimulants on the growth and biochemical parameters of Mentha piperita L. Conducted in a greenhouse with three replications using a "Completely Randomized Experimental Design" design, the experiment assessed seedling and root lengths, fresh and dry weights of seedlings and roots, total phenolic content, and antioxidant activity (CUPRAC and FRAP). The results revealed that biostimulant applications significantly increased all growth and biochemical parameters compared to the control. Gibberellic acid at 200 mg/l produced the longest seedlings, while Kinetin at 50 mg/l resulted in the longest roots. The highest antioxidant activity (FRAP) and total phenolic content were observed with the 40 mg/l dose of Zeatin.
Show more [+] Less [-]Sıcak hava fritözü ile susam kavurma koşullarının optimizasyonu ve konvansiyonel kavurma ile özelliklerinin karşılaştırılması
2024
Mustafa Şamil Argun | Abdullah Kurt
Tahin üretiminde en önemli aşama susamın fiziksel ve kimyasal özelliklerini etkilediği için kavurmadır. Bu çalışmada tahin üretiminde kullanılan kabuksuz susam tohumlarının sıcak hava fritözünde optimum kavurma koşullarının belirlenmesi ve özelliklerinin konvansiyonel yöntemle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında kabuğu soyulmuş susam tohumları farklı sıcaklık (160°C, 180°C ve 200°C) ve sürelerde (15-70 dakika) sıcak hava fritözünün haznesine 0,8 gr/cm3 olacak şekilde yayılarak kavrulmuştur. Kavurma işlemindeki sıcaklık ve süre parametreleri yanıt yüzey yöntemi kullanılarak optimize edilmiştir. Kavrulmuş örneklerin ΔE (toplam renk değişimi) ve su aktivitesi verilerine göre sıcak hava fritözünün optimum çalışma sıcaklığı ve süresi 181,1°C ve 36,7 dk olarak belirlenmiştir. Sıcak hava fritözünde kavurma neticesinde konvansiyonel kavurmaya göre yağ verimi %50’den %60’a çıkmıştır. En düşük peroksit değeri 1,69 meq O2/kg ile 180°C de 35 dk da sıcak hava fritözünde tespit edilmiştir. FTIR sonuçları da sıcak hava fritözü ile kavrulmuş susamların oksidasyona karşı daha dayanıklı olduğunu desteklemiştir. Sıcak hava fritözü ile 5 kat daha kısa sürede kavrulan susamların konvansiyonel kavurmaya göre asitlik değerleri ve yağ asidi kompozisyonları benzer bulunmuştur. HMF içeriğinde ise sağlık açısından riskli seviyede bir oluşum gözlenmemiştir.
Show more [+] Less [-]Analysis of Specialization in Agricultural Products After WTO Membership: A Review for Türkiye and Mercosur Countries Agricultural Trade Relation
2024
Elif Tuğçe Bozduman
The increase in the volume of foreign trade between Türkiye and MERCOSUR countries in recent years has an important potential. The fact that these countries are economically similar further increases the mutual foreign trade potential. These trade relations are important in terms of economic cooperation and are expected to strengthen the economic interests of countries over time. Both Türkiye and MERCOSUR countries have a high potential in terms of production and foreign trade in agricultural and livestock products. Of course, the fact that countries are members of the World Trade Organization has increased free foreign trade in these sectors. Therefore, in this study, the level of foreign trade specialization in the agriculture and livestock sector after Türkiye and MERCOSUR countries became a member of the World Trade Organization was analysed. In this study covering the years 1995-2022; Net Trade, Export-Import Ratio, Lafay and Michaely indices were used. The findings show that the highest specialization is in Argentina and the lowest in Paraguay. In addition, Türkiye and Brazil have an advantage in numerically similar product groups. Türkiye needs to increase productivity in agriculture to increase the level of specialization in foreign trade.
Show more [+] Less [-]The Use of The Ancient Amaranth (Amaranthus) Grain in Traditional Turkish Cuisine
2024
Merve Onur | Aybuke Ceyhun Sezgin
With its culinary use dating back more than six thousand years, amaranth is known as the ancient grain and the food of the future. Recently recommended for consumption by FAO/WHO, the amaranth plant is a prominent, “forgotten,” functional food that can be used in human nutrition because of its drought-resistant cultivation, gluten-free, and protein and fiber-enriched content. This study evaluates amaranth's botanical character, functional properties, impacts on health, preparation-cooking methods, and use in local and traditional Turkish cuisines. Numerous studies have indicated the association between amaranth’s chemical composition and its anti-oxidative, anti-tumor, gluten-intolerance, and cholesterol-lowering properties, and its assistance with intestinal flora and protein digestibility. Manifold dishes can be made using amaranth seeds and flour in traditional cuisines. Raw and cooked amaranth grains are used in rice, soup, and breakfast cereal. In the food industry, it is a crucial grain alternative to various bakery products, such as bread, pasta, cookies, manti, noodles, biscuits, and crackers, made from amaranth flour. There is a need for alternative recipes to increase the use of amaranth in the kitchen. In this context, it is thought that awareness should be increased by applying it to recipes that can replace semolina and bulgur in traditional cuisines. For this purpose, this study aims to increase the consumption of the ancient grain amaranth by including it in recipes in traditional Turkish cuisine.
Show more [+] Less [-]Combining Pasture- and Animal-Based Factors to Predict Herbage or Dry Matter Intake of Lambs Grazing on Cocksfoot, Meadow Fescue and Tall Fescue Pastures
2024
Ahmet Akdağ | Nuh Ocak | İbrahim Aydın
In this study, it was aimed to establish the correlations between actual dry matter intake (DMI) and some animal (body weight, (BW)) and pasture (crude protein (CP); neutral detergent fiber (NDF); in vitro dry matter digestibility (IVDMD); dry matter yield (DMY); herbage allowance (HA); herbage mass (HM); metabolizable energy (ME); relative forage quality (RFQ); total digestible nutrients (TDN)) based factors to formulate precise regression equations for DMI prediction. For this purpose, data (n = 36, 2 years × 3 blocks × 6 data collection) were utilized for two grazing seasons (2020–2021) on cocksfoot (Dactylis glomerata), meadow fescue (Festuca pratensis) and tall fescue (Festuca arundinacea) mixed pastures with Karayaka male lambs at an average age of 2 months for 60 days in each season. Positive correlations were determined between DMI and BW (0.777), HA (0.814), DMY (0.844), and NDF (0.609), while DMI had negative correlations with IVDMD (-0.738), RFQ (-0.357), CP (-0.209), TDN (-0.177) and ME (-0.039). In addition, animal and pasture–based factors were evaluated by principal component analysis to determine the in–cooperating variables in variance. As a result, equations were developed by using parameters with high correlation coefficient and the best–fit 3 equations for predicting DMI of lambs grazing cocksfoot, meadow fescue and tall fescue pastures: (I) -1224.09 + 39.90BW (kg) + 33.69HA (kg DM/ kg BW) + 8.22NDF (% of DM), r2=0.815, II) -701.47 + 18.96BW (kg) + 673.61DMY (kg/ per square meters) + 8.19NDF (% of DM), r2=0.807, III) -325.32 + 43.49HA (kg DM/kg BW)-2.21IVDMD (%) + 8.57NDF (%), r2=0.786).
Show more [+] Less [-]Farklı Gelişme Tabiatlı Arpa Çeşitlerinin Vernalizasyon Sürelerine Tepkisi
2024
Mazlum Erdem | Fahri Sönmez | Nurselin Yılmaz | İbrahim Saygılı
Vernalizasyon bazı bitkilerin erken gelişme dönemlerindeki düşük sıcaklık ihtiyacıdır. Bu bitkilerin vejetatif dönemden generatif döneme geçiş yapabilmesi için belli bir süre düşük sıcaklıkta kalmaları gerekir. Bu çalışma bazı arpa çeşitlerinin vernalizasyon uygulamalarına tepkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Dört kışlık, iki alternatif ve iki yazlık arpa çeşidinin kullanıldığı bu araştırma tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre üç tekerrürlü yürütülmüştür. Arpa çeşitlerinin çimlenmiş tohumları torf içeren küçük kaplarda 0, 4, 5 ve 6 hafta süreyle 2°C’de vernalizasyon uygulaması için bekletilmiştir. Gelişen fideler saksıya aktarılmış ve serada 22 saat ışık/2 saat karanlıkta 22°C sabit sıcaklıkta yetiştirilmiştir. Bitkilerde sapa kalkma süresi, başaklanma süresi, olgunlaşma süresi, fertil kardeş sayısı, başakta tane sayısı ve bin tane ağırlığı belirlenmiştir. Vernalizasyon uygulamalarının incelenen bütün karakterlere etkisi çeşitlere göre önemli derecede değişmiştir. Araştırmada kullanılan kışlık çeşitler Sladoran, Alba, Dicktoo ve Aydanhanım vernalizasyon ihtiyacı karşılanmadan başaklanamamışlardır. Bu çeşitlerde başaklanma süresi göz önüne alındığında dört haftalık vernalizasyon uygulamasının yeterli olduğu belirlenmiştir. Dört haftalık vernalizasyon, alternatif çeşitler Tokak 157/37’de 9 gün, Kearney’de ise 40 gün daha erken başaklanma sağlamıştır. Yazlık çeşitlerde vernalizasyon uygulaması belirgin bir değişikliğe neden olmamıştır. Vernalizasyon uygulaması süresince geçen süre de göz önüne alındığında bütün kışlık çeşitler için dört haftalık vernalizasyon süresi en uygun süre olarak görülmektedir. Alternatif çeşitler için vernalizasyon uygulaması ise genotipe bağlı değişken olduğundan dolayı, bu çeşitlerin ıslah programlarında kullanımı durumunda mutlaka vernalizasyon sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Show more [+] Less [-]Microbial Exopolysaccharides, Their Structures, Formation Mechanisms, and Effects on Human Health: Food-Related Microorganisms
2024
Afranur Özçoban | Ayşe İlayda Boyacı | Hale İnci Öztürk
A biofilm is a complex matrix formed by microorganisms that includes exopolysaccharides, proteins, extracellular DNA, various enzymes, and the microorganisms themselves. Biofilm cell is a more stable form of microorganism than planktonic cell. Microbial cells attach themselves to the surface after certain signals or changes, colonize to create a more favorable environment for their growth and viability, and secrete exopolysaccharide. This component is the basic matrix of biofilm. The diversity of exopolysaccharides within biofilms varies significantly depending on their specific composition, contributing uniquely to the characteristics of biofilms. This diversity in biofilms underscores the need for targeted control strategies. Biofilms can be beneficial or harmful depending on the situation and where they develop. Accordingly, microbial biofilms have dual effects on health. Biofilms can have both harmful effects on health, such as contributing to antibiotic resistance and persistent infections, while biofilms formed by beneficial microorganisms play a crucial role in enhancing food functionality. Moreover, the formation of biofilm in certain foods can contribute to the enhancement of the product matrix, particularly by improving its texture. In this review, the structures of these biofilms, their basic components, their possible safety concerns, and health benefits are discussed. Moreover, this review deals with biofilm producing bacteria in foods and assesses the prevention strategies for biofilm formation within the food industry.
Show more [+] Less [-]The Effects of Starvation Duration on the Growth Performance, Feed Cost, and Water Quality in Common Carp (Cyprinus carpio)
2024
Birol Baki | Oylum Gökkurt Baki | Gülşen Uzun Gören
The present study investigated the effect of starvation periods on growth performance, feed cost, and water quality in common carp (Cyprinus carpio). Two different starvation methods were implemented, with an average weight of 120.69±3.47g over a 45-day trial. Group D1 was subjected to a 1-day fasting/2-day feeding regimen, whereas Group D2 adopted a 2-day fasting/1-day feeding regimen. The control group (C) was fed twice daily to satiation. At the end of the trial, the average weight of the fish was 200.88±14.62g in the control group, 189.11±21.05g in Group D1, and 130.04±10.49g in Group D2. The specific growth rates were 1.13±0.08% (C), 1.00±0.05% (D1), and 0.17±0.06% (D2), respectively. Feed conversion ratios were 1.81±0.01 (C), 1.32±0.02 (D1), and 4.43±0.05 (D2), respectively. There were significant differences between the control group and Groups D1 and D2 in terms of dissolved oxygen (mg/L) and pH values of the water. Group D2 yielded lower feed costs due to reduced feed usage. The average weight gain analysis showed that the unit feed cost of Group D2 was 3.4-fold higher than that of Group D1 and 2.5-fold higher than that of the control group. The application of starvation periods in feeding common carp had significant effects on the growth, feed utilization, water quality, and feed cost.
Show more [+] Less [-]The Biopotential of Bacterial Bioagents Isolated from Compost in Suppressing Botrytis cinerea and Sclerotinia sclerotiorum
2024
Özden Salman | Raziye Koçak | Züleyha Endes Eğribaş
Recycling plant residues through various processes is essential for addressing waste issues in our country, because it contributes to the protection of the environment and ecosystems. Composting is one of the most important recycling methods for plant residues. Composts are not only natural, but they also enhance soil fertility and exhibit fungitoxic properties on the mycelial and spore germination of fungi. This study aimed to isolate bacterial bioagents from compost derived from various agricultural and household organic wastes, and to assess their antagonistic potential against important plant pathogens Botrytis cinerea and Sclerotinia sclerotiorum under in vitro conditions. A total of eight bacterial isolates were obtained, identified as belonging to Bacillus spp. Dual culture tests were used to evaluate the potential of these bacterial candidates to inhibit the mycelial growth of phytopathogenic fungi. In vitro trials revealed that six bacterial isolates exhibited varying degrees of antagonistic effects (23.3%- 63.3%) on the mycelial growth of B. cinerea. Among the tested bacteria, two isolates were effective against S. sclerotiorum, demonstrating antifungal activity ranging from 80% to 83.3%. The results indicate that composts provide a favorable environment for microorganisms with antagonistic potential, suggesting that these cultivation environments could play a significant role in the biological control of fungal pathogens in agriculture. In conclusion, this study contributes to the development of sustainable agricultural practices by ensuring a more efficient utilization of organic waste.
Show more [+] Less [-]