Refine search
Results 91-100 of 421
How Pullulanase Affects Resistant Starch and Antioxidant Activity in Purple Sweet Potato Powder?
2019
Gita Nevara Addelia | Shyan Yea Chay | Kharidah Muhammad | Hasanah Mohd Ghazali | Roselina Karim
Purple sweet potato (PSP) serves as a potential source for dual functionalities of resistant starch (RS) and antioxidants. This study aims to evaluate the effects of pullulanase enzyme on these functionalities. Results showed that the incorporation of pullulanase into PSP powder could significantly increase the RS content from 3.06 g/100g to 7.11 g/100g. However, total anthocyanin content and DPPH radical scavenging activity reduced significantly, due to the interference from RS fragments on anthocyanins. Securing both functionalities (RS and antioxidant) within the same sample is seemingly impossible. A compromise between RS and antioxidant properties in coloured, starchy plant powders is recommended.
Show more [+] Less [-]Sivas İlinde Kültürü Yapılan Kenger (Gundellia tournefortii L.) Bitkisi Tohumlarının Besin Elementlerinin ve Biyolojik Aktivitelerinin Değerlendirilmesi
2019
Handan Saraç | Ahmet Demirbaş | Sevgi Durna Daştan | Mehmet Ataş | Özge Çevik | Nuraniye Eruygur
Bu çalışmada, Gundellia tournefortii bitkisinin tohumlarından elde edilen su ekstraktının GC/MS (Gaz kromatografisi -Kütle spektrometresi) analizi ile genel olarak içeriğinin değerlendirilmesi, makro ve mikro besin elementi konsantrasyonları, antimikrobiyal aktivitesi, toplam antioksidan seviyesi (TAS), toplam oksidan seviyesi (TOS), oksidatif stres indeksi (OSI) değerlerinin belirlenmesi ve çeşitli hücre hatları üzerindeki anti-kanserojen niteliklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. TAS, TOS ve OSI değerlerini tespit etmek için Rel Assay Diagnostics kitler kullanılmıştır. Antimikrobiyal aktivite analizleri, Mikrodilüsyon Broth yöntemi ile Minimum inhibisyon konsantrasyon (MIC) değeri belirlenerek, Staphylococcus aureus (ATCC 29213), Enterococcus faecalis (ATCC 29212), Pseudomonas aeruginosa (ATCC 27853), Escherichia coli (ATCC 25922), Bacillus cereus (ATCC11778), Klebsiella pneumonia (ATCC 13883), Candida albicans (ATCC 10231) ve Candida tropicalis (DSM11953) mikroorganizmaları üzerinde yapılmıştır. Sitotoksik aktivite ise, normal fare fibroblast hücre hattı, HUVEC ve 3 farklı insan kanser hücre hattında MTT yöntemi ile belirlenmiştir. Sonuç olarak, Gundelia tournefortii bitki ekstraktının S. aureus bakterisi üzerinde orta düzeyde, diğer mikroorganizmalar üzerinde ise zayıf düzeyde antimikrobiyal aktivite, iyi derecede antioksidan aktivite ve bazı hücrelerde sitotoksik aktivitesinin olduğu tespit edilmiştir. Bitkinin oksidatif stres indeksinin ise, düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, makro ve mikro besin elementi içeriği bakımından Gundellia tournefortii bitkisinin %3,64 N, %0,11 P, %3,78 K, %0,22 Ca, %0,57 Mg, 268,4 mg/kg Fe, 16,7 mg/kg Zn, 19,4 mg/kg Mn ve 8,3 mg/kg Cu konsantrasyonlarına sahip olduğu belirlenmiştir.
Show more [+] Less [-]Heavy Metal Concentrations in Razor Clam (Solen marginatus, Pulteney, 1799) and Sediments from Izmir Bay, Aegean Sea, Turkey
2019
Elif Çağrı Taş | Uğur Sunlu
This study was carried out to determine the concentrations of some heavy metals (Cd, Cu, Pb, Zn, Cr and Fe) in Solen marginatus (Pulteney, 1799) and sediments in the middle region of Izmir Bay. Metal concentrations in S. marginatus vary in the one-year period between summer 2005 and summer 2006. The order of accumulation of metal concentrates in soft tissue of razor clam was determined as Cd < Pb < Cr< Cu < Zn < Fe. Metal accumulations in the soft tissue of S. marginatus were compared with Provisional Tolerable Weakly Intakes (PTWI) and Provisional Tolerable Daily Intakes (PTDI) for human consumption. The results show that the maximum concentrations of metals were markedly below the limits of the FAO (Food and Agriculture Organization), WHO (World Health Organization) and TFC (Turkish Food Codex) for human consumption. The order of the metal concentrations detected in the sediment samples was Cd < Pb < Cu< Cr < Zn < Fe. In this study, the maximum heavy metal values determined in the sediment are below the criteria values of the stated for international sediment quality guidelines in the NOAA (The National Oceanic and Atmospheric Administration), OMEE (The Ministry of Environment and Energy of Ontario), ANZECC (The Australia and New Zealand Environmental on Conservation Council), CCME (The Canadian Council of Ministers of Environment). There was a statistically significant but weak correlation between concentrations of Cu and Cr in sediment and S. marginatus. The significant correlations have shown that Solen species can be used as a bioindicator species, such as mussels due to their ability to accumulate heavy metals.
Show more [+] Less [-]Kırsal Kalkınma ve Kırmızı Et Açığını Önlemede Küçükbaş Hayvancılığın Önemi: Kastamonu İli Örneğinde Sorunlar ve Kümelenmenin Uygulanabilirliği
2019
Orhan Kandemir | Tahir Benli
Bugün kırmızı et tüketiminin yeterli düzeyde olması ülkelerin gelişme düzeylerinin göstergelerinden birisidir. Fakat Türkiye’de yeterli kırmızı et üretiminin olmaması, fiyatların yükselmesine ve kırmızı et tüketiminin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum ithalatı zorunlu hale getirmektedir. Türkiye’de Kastamonu gibi birçok bölge, geniş meraları ve ormanlık alanları ile küçükbaş hayvancılığa fazlasıyla uygundur. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Kastamonu İlinde kırsal kalkınmanın sağlanması için, küçükbaş hayvan üreticilerinin sorunlarını tespit ederek, bu sorunların kümelenme yolu ile çözülebilme durumunu araştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için, İlde bulunan üreticiler ile görüşmeler yapılarak, sektörün sorunları ve bu sorunların çözümünde kümelenme olgusuna bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır.
Show more [+] Less [-]Türkiye Gıda Sektörü BIST-100 Endeksi Bildirimlerine ait Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi
2019
Funda Iscioglu | Sule Kirkik | Fırat Deveci
Bu çalışmanın amacı, işletme sermayesi yönetiminin firma karlılığı üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmada BİST-100 Gıda sektöründe faaliyet gösteren 28 firmanın 2012 ve 2017 yılları arasındaki verileri kullanılarak çoklu regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bağımlı değişken olarak aktif karlılık; bağımsız değişkenler olarak ise alacak tahsil süresi, stokta tutma süresi, nakit döngüsü, aktif büyüklük(toplam aktiflerin logaritması), büyüme oranı ve finansal kaldıraç oranı belirlenmiştir. Çalışmada aktif büyüklük, büyüme oranı ve kaldıraç oranı ile aktif karlılık arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada regresyon analizi varsayımlarının sağlanıp sağlanmadıkları da irdelenerek, ele alınan modellerdeki değişkenler arasındaki çoklu doğrusal bağıntı ve tahmin edilen modellere ait hata terimleri arasındaki otokorelasyon problemleri de giderilmiştir.
Show more [+] Less [-]Laktasyon Eğrisinin Tahmininde Kullanılan Üç Farklı Modelin Karşılaştırılması
2019
Melis Çelik Güney | Gökhan Tamer Kayaalp | Gökhan Gökçe | Serap Göncü
Çalışmada, Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Araştırma ve Uygulama Çiftliği, Süt Sığırcılığı Ünitesi'nde yetiştiriciliği yapılan 45 Holstein ineğin süt verim kayıtlarının laktasyon eğrisi tahmin edilmiştir. Laktasyon eğrisinin tahmininde Gama fonksiyonu, Üstel fonksiyon ve Parabolik üstel fonksiyon olmak üzere üç farklı model kullanılmıştır. Modelleri karşılaştırırken kriter olarak belirtme katsayısı (R2) ve hata kareler ortalaması (HKO) kullanılmıştır. Minitab 13.0 V. paket programı yardımıyla analizler yapılmış, Microsoft Excel 2007 ile grafik çizilmiştir. Çalışmanın sonucunda, en az hata kareler ortalamasını veren ve en yüksek R2 değerini veren model Gama fonksiyonunun modeli olarak bulunmuştur. Bu model, kullanılan modeller arasında en iyisidir. Modele ait parametrelerin önem testi yapıldığında tüm parametreler istatistiki olarak önemli bulunmuştur.
Show more [+] Less [-]Bal Arılarının Koşullu Şartlandırılmasında Kullanılan Doygun Atmosfer Spreyi ve Dokunma Yöntemlerinin Dil Çıkarma Refleksi (PER) Üzerine Etkileri
2019
Alaeddin Yörük | Halil Yeninar
Günümüzde bal arılarında dil çıkartma (PER) ve iğne çıkartma (SER) refleksleri gözlemlenerek koşullu şartlandırma araştırmaları yapılmaktadır. Araştırmalar sonucu narkotik maddeler, patlayıcılar, hastalıklar ve manyetik alanlar gibi olguların tespitinde bal arılarının biyo-sensör olarak şartlandırılarak kullanılabileceği gösterilmiştir. Bal arıları ile yapılan koşullu şartlandırma çalışmalarında doygun atmosfer spreyi ve dokunma yöntemleri dil çıkartma refleksi (PER) tespitinde yoğun olarak kullanılmaktadır. Bal arılarının farklı ırk ve ekotipleri ile yapılan bu çalışmada; doygun atmosfer spreyi ile şartlandırma yöntemi için, şartlandırma kabini içerisindeki işçi arılara aromatik bitki özütü içeren 50 cc atmosferik koku; yaklaşık 3 saniye içerisinde 5 cm mesafeden baş hizasına enjekte edilerek tanıtılmış ve arkasından 1/1 şeker-su (w/w) karışımı şurup ile ödüllendirilmişlerdir. Dokunma ile şartlandırma denemesinde ise yağlı aromatik bitki özütüne daldırılan ahşap kürdan işçi arıların antenlerine dokundurularak arkasından 1/1 şeker-su (w/w) karışımı şurup ile ödüllendirilmişlerdir. 15 dakika ara ile üç kez tekrar edilerek koşullu şartlandırılan bal arılarının şartlanma sonrası hatırlama oranları dil çıkartma refleksi (PER) davranışı gözlemlenerek şartlanma gösterip göstermedikleri tespit edilmiştir. Araştırmada kullanılan bal arısı ırk ve ekotiplerinin her iki yöntemle de şartlandıkları gözlemlenmiştir. Bal arılarının koşullu şartlanma uygulaması sonrası hatırlamada; dokunma uygulamasının doygun atmosfer spreyi uygulamasına göre daha fazla şartlanma ve hatırlanma oranına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Show more [+] Less [-]Microencapsulation of Carotenoid Components and Recent Developments in Used Methods
2019
Nuray İnan Çınkır | Erdal Ağçam | Asiye Akyıldız
Carotenoids which are a lipophilic component are an organic pigment with antioxidant properties that contain conjugated double bonds. Research on carotenoids have recently concentrated on functional foods, bioavailability and pharmacology due to their potential health benefits to humans. Carotenoid components are occurred a reduction of the biological activity by effect of undesired environmental conditions such as oxygen, heat, light, humidity during food processing and storage or gastrointestinal tract. Applicability in aqueous systems of carotenoids is limited because of lipophilic. Therefore, microencapsulation is an effective way to overcome these problems. Various microencapsulation technique such as spray drying, freeze drying, extrusion, conservation and emulsification has been developed. Besides selected microencapsulation method, coating material is also important in the encapsulation. Recently, multi-layers emulsification method is attracted interest in improving stability, availability in aqueous system and bioavailability of carotenoid load microcapsules. İt is stated in studies that developed microencapsulation techniques or using combine microencapsulation techniques increase encapsulation efficiency and yield. In the present paper, it is aimed to present using microencapsulation techniques in order to enhance stability and bioavailability of carotenoids which are a sensitive component, and current research, developments and trends about the subject.
Show more [+] Less [-]Characterization of Depuration Process of Mytilus galloprovincialis in Presence of Chloramine-T and Super-Oxidized Water
2019
İbrahim Ender Künili | Fatma Çolakoğlu
Seafood poisoning due to mussels contaminated with pathogens is an important health issue all over the world. Increasing attention and efforts are made to improve the last product quality of mussels and to save consumers from food poisoning. In this study, the depuration process of black mussels (Mytilus galloprovincialis) which have a high consumption rate and located in coastal waters of Turkey was tried to improve using Chloramine-T and superoxide disinfectants. For this purpose, mussels contaminated with Escherichia coli were subjected to depuration for 6 hours in the presence of 20 mg / L of two disinfectants. In the study, It was determined that E. coli numbers in the mussels of disinfectant groups with an initial bacterial load of 4.4 Log cfu / g, decreased to 3.70 and 3.86 Log cfu / g, respectively and the depuration was faster than the control group (4.05 Log cfu / g). As a result, it has been concluded that the use of food-suitable disinfectants in deposition waters can be used for faster and more effective purification. However, considering the possibility of chemicals leaving residues in mussels, detailed studies should be carried out.
Show more [+] Less [-]Tane Rengi ve Tane Ağırlığının Keten (Linum usitatissimum L.) Tohumunun Çimlenme Gücü Üzerine Etkileri
2019
Orhan Kurt | Safa Hacıkamiloğlu | Naziha El Bey
Ülkemizde yağ bitkilerinin arz ettiği öneme binaen bu bitkilerde yapılacak çalışmaların da önemi fazladır. Keten (Linum usitatissimum L.) bitkisi, uygun olmayan koşulları iyi değerlendirebilen yağ bitkilerinin başında gelen bir bitkidir. Dolayısıyla bu bitki üzerinde yetiştirme tekniğine yönelik olarak yapılacak çalışmaların yanında fizyolojik çalışmalarında yapılması özel önem arz etmektedir. Keten bitkisi iki farklı tohum rengine sahiptir. Tohum rengi, keten yağının bileşiminde bulunan bitkisel yağ kompozisyonu ile ilişkilidir. Ketende tane renginin birkaç gen tarafından kontrol edildiği ve markör özellik taşıdığı yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. Bu araştırmada; tane rengi ve tane ağırlığının tohumun biyolojik gücüne etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada bitki materyali olarak; sarı ve kahverengi taneye sahip iki keten hattı ve 1000 tane ağırlığı bakımından küçük ve büyük olmak üzere iki farklı keten grubu kullanılmıştır. Deneme; Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 3 tekerrür olarak, 22±1°C’ye ayarlı inkübatörde yürütülmüştür. Araştırma sonucu; tohumun çimlenme gücü üzerine tane renginin etkisinin çok önemli olduğu, tane büyüklüğünün etkisinin ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre keten bitkisinde kahverengi tohumların çimlenme gücünün daha yüksek olabileceği, 1000 tane ağırlığı ile çimlenme gücü arasında ise doğrudan bir ilişkinin olmadığı sonucuna varılmıştır.
Show more [+] Less [-]