Refine search
Results 91-100 of 356
Factors Affecting Melon Farmers’ Knowledge Sources and Their Attitudes Towards Input Use; The Case of Hatay Province
2024
Aybüke Kaya
The aim of study is to reveal the factors affecting the knowledge sources used by melon farmers in Hatay province, and their attitudes towards input use. In addition, the research also investigated farmers’ attitudes towards plant protection knowledge and support policies. In the study was surveyed with melon farmers. The data were obtained through face to face interviews during the period of Summer-2022. In the study, factor analysis was used to determine farmers’ the factors affecting the knowledge sources. Factors affecting the knowledge sources used by farmers were determined as two-way and one-way communication. The factors affecting the sources that farmers depend on in dose adjustment were determined as internal and external factors. Besides, farmers think that the knowledge sources should be understandable and accessible. On the other hand, farmers think that the sources they depend on should be accurate and reliable. In melon cultivation, chemicals are used excessively to combat diseases and pests. Also, farmers stated that if precautions are not taken while spraying, poisoning may occur. Moreover, it is thought that empty pesticide containers should be destroyed and excessive use of fertilizers and pesticides may harm products and the environment. Furthermore, farmers claimed that support policies for melon production were not sufficient. As a result, it has been understood that melon farmers have a good level of education and are conscious individuals. However, it is thought that the training and extension activities will help farmers increase their income and environmental awareness.
Show more [+] Less [-]Tüketilen Bazı Probiyotik Preparatların İçerdiği Bakteri Seviyelerinin Belirlenerek PZR ile Doğrulanması
2024
Özen Yurdakul | Elif Gizem Yılmaz | Erdi Şen | Soner Tutun
Bu çalışma, takviye olarak kullanılan probiyotik preparatların etikette belirtildiği gibi içerdiği bakterilerin canlılık ve seviyelerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla farklımarkalara ait Lactobacillus ve Bifidobacterium türlerini içeren toplam 15 farklı preparat temin edildi. Örnekler Lactobacillus ve Bifidobacterium türlerini yönünden mikrobiyolojik ekime tabii tutuldu. Yapılan mikrobiyolojik analiz sonucunda örneklerin 13’ünde (%87) canlı bakteri saptanırken 2 örnekte (%13) üreme olmadığı gözlemlendi. Lactobacillus spp. içeren probiyotik preparatlarda bakteri sayısı ortalama 5,9×1010 kob/g; Bifidobacterium spp. içeren probiyotik preparatlarda ise bakteri sayısının ortalama 1,3×109 kob/g olduğu görüldü. Gram boyama, katalaz testivekarbonhidrat fermentasyon testi yapılan suşların Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) analiziile doğrulamaları yapıldı. PZR analizi sonucunda, 13 örnekte Lactobacillus ve Bifidobacterium türleri tespit edildi. Sonuç olarak tüketime sunulan hazır probiyotik preparatlarda belirtilen suşların varlığı, canlılığı ve miktarı oldukça önemlidir. Etikette yazılan bilgilerin doğruluk payının %87 olduğu yaptığımız çalışmamızda görüldü.
Show more [+] Less [-]Bitki Büyümesini Teşvik Edici Rizobakteri (PGPR) ve Solucan Gübresi Uygulamalarının Mürver’in (Sambucus nigra L.) Bitkisel Özellikleri Üzerine Etkileri
2024
Mehmet Şakar | Öznur Öz Atasever
Araştırma Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü arazisinde, ‘Tokat-1’ Mürver genotipine uygulanan kontrol, PGPR bakterileri ve solucan gübresinin bitkisel özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Uygulamalara göre, yazlık sürgün sayıları yaklaşık 14-20 adet/bitki olarak bulunmuş ve uygulamalar arasında istatistiki bir fark olmamıştır. Sürgün boyu en uzun, kontrol uygulamasından 89,39 cm, PGPR uygulamasına 86,48 cm ve solucan gübresi 77,03 cm olarak ölçülmüş ve uygulamalar arasındaki farklılık önemli bulunmuştur. Ağaç taç hacmi ortalaması 1,52-2,43 m3 olarak ölçülmüş ve en yüksek değer kontrol ve PGPR uygulamasından elde edilmiştir. Bitki gövde çapı ve yaprak alanı, uygulamalara göre değişmemiştir. Bitki kök sayısı (46-80 adet/bitki), kök çapı (7,88-10,45 mm) ve kök toplam kuru madde ağırlığına (%28,79-31,63) uygulamaların etkisi benzer bulunmuştur.
Show more [+] Less [-]Türkiye’deki Klasik Hünkâri Güvercinlerinin Tanıtımı ve Morfolojik Olarak Tanımlanması
2024
Murat Türkeş | Serkan Gündüz
Klasik Hünkâri güvercini, Türkiye’nin en önemli süs ve sergi güvercini ırklarından biridir. Bu çalışmanın amacı, Hünkâri ırkını tanıtmak ve morfolojik özelliklerini incelemektir. 100 bireyde vücut uzunluğu, gaga uzunluğu, kanat açıklığı, tarsus, orta parmak uzunluğu, göğüs genişliği, kuyruk uzunluğu ölçülmüş, canlı ağırlık belirlenmiştir. Cinsiyetler arasındaki morfometrik farkların istatistiksel analizi için, ölçüm verilerine Bağımsız Örnekler t sınaması kapsamında Varyansların Eşitliği İçin Levene F sınaması ve Ortalamaların Eşitliği İçin Student t sınaması uygulanmıştır. Ayrıca Hünkâri yetiştiricileri ile yapılan görüşmelerde bu kuşlarda aranan morfolojik özelliklere ilişkin notlar alınmıştır. Klasik Hünkâri güvercinleri, küçük yapılı güvercin ırklarındandır. Dişi ve erkek Hünkâri bireylerinin gagalarının uzunluk ölçümleri dışındaki ölçülen niceliklerinin varyanslarında istatistiksel açıdan önemli bir fark belirlenmemiştir. Öte yandan vücut uzunluğu, kanat açıklığı, göğüs genişliği, kuyruk (telek) uzunluğu ve ergin canlı ağırlıklarının ortalamaları bakımından dişilerin değerleri erkeklere göre istatistiksel açıdan daha düşüktür (P≤0,05). Hünkârinin başının arkasındaki iğne tepesi ve orta boyla kısa arası gagası, göğsündeki gösterişli gül (fırfır) ve oldukça gür paçalı ayakları, tipik özelliklerindendir. Uluslararası literatürde beyaz gövdeye kanat ve kuyruk işlemeli olanlar satinette olarak bilinir; gövde işlemelilerine ise blondinette denir. Hünkâri güvercinleri hem tarihsel ve kültürel önemleri hem de günümüzde güvercin hobisini yapan kişileri renk, desen ve tipleri ile adeta büyülemeleri nedeniyle ve gelecek kuşakların da bu hayvanlardan hobi amaçlı olarak yararlanabilmeleri için korunup yaşatılmalıdır.
Show more [+] Less [-]Termosonikasyon İşleminin Elma Suyunda Enzim Aktivitesi ve Fenolik Bileşiklere Etkisi: FTIR ve HPLC Çalışması
2024
Hande Baltacıoğlu | Emine Melike Türk | Gözde Doğanay
Yapılan bu çalışmada ısıl işleme alternatif termosonikasyon (TS) yöntemi ile taze elma suyu farklı genlik (%60, 80, 100), sıcaklık (40, 50, 60 ve 70°C) ve sürelerde (5, 10, 15, 20, 25 ve 30 dakika) pastörize edilmiştir. Bu yöntemin elma suyunda bulunan polifenoloksidaz (PPO) ile peroksidaz (POD) ile fenolik bileşiklere etkisi araştırılmıştır. Fenolik bileşikler HPLC ve FTIR spektroskopisi kullanılarak belirlenmiştir. İnaktivasyon sonuçlarına bakıldığında elma suyunda %100 genlikte, 70°C sıcaklıkta 15 dakika işlem sonunda PPO enziminin %99’u inaktif olurken, aynı koşullarda POD enziminin %94,5’i inaktif olmuştur. %80 genlik, 60°C sıcaklık ve 15 dakika toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitenin en iyi korunduğu işlem parametreleri olarak belirlenmiştir. HPLC ile belirlenen fenolik bileşikler; kateşin, epikateşin, klorojenik asit, kafeik asit ve kamferoldur. FTIR spektrumlarına bakıldığında fenolik bileşiklerde önemli bir değişiklik olmadığı belirlenmiştir. Aynı zamanda HPLC ve FTIR ile belirlenen fenolik bileşiklerin benzer olduğu tespit edilmiştir. Termosonikasyon elma sularının işlenmesinde enzimlerin inaktivasyonu ve biyoaktif bileşiklerin korunmasında umut verici bir yöntem olarak önerilebilmektedir.
Show more [+] Less [-]Production of tomato seedlings submitted to treatments with foliar application of paclobutrazol
2024
Vivyan J. Conceição | Simone C. Mello | Mayara Rodrigues | Durval Dourado Neto | Marcelle Michelotti Bettoni | Tefide Kizildeniz
Paclobutrazol (PBZ) is a growth regulator that widely used in horticulture and in the tomato seedling growth to compact the shoots, increase the stem diameter and, root biomass, allowing more tolerance of the seedlings against adverse weather conditions. The objective of this work was to evaluate the rates of paclobutrazol (0, 4, 7, 10 and 13 mg L-1) applied 15 days after sowing by foliar spray on the growth, chemical composition and xylem vessel number of tomato seedlings cultivated in two periods. The PBZ regardless of the application rate reduced the height of tomato seedlings in both growth periods. The basal stem diameter and leaf area were increased with 13 mg L-1 of PBZ. The lignin percentage also increased with 10 and 13 mg L-1 of PBZ as compared to control for both periods. The number of xylem vessel was not affected by PBZ application on the seedlings in the first period. PBZ application at rates of 7 and 10 mg L-1 increased the xylem vessel number in the second period. In general, the application of 13 mg L-1 of PBZ generated seedling more robust to overcome climate adversities.
Show more [+] Less [-]Evaluation of Fruit Juices as Probiotic Delivery Systems: Challenges, Current Strategies and Health Benefits
2024
Dilara Yalmancı | Hilal Dikmen Meral | Sevda Dere | Selma Kayacan Çakmakoğlu | Osman Sağdıç | Enes Dertli
There is an increasing trend for development of alternatives to deliver probiotics with non-dairy products. Fruit juices have become one of main food products for delivery of probiotics. The availability of different fruit juice types, their fresh and healthy perception from the consumer's side and demand for plant-based products increase attention to fortification of fruit juices with probiotics. Yet, development of probiotic fruit juices is still an emerging area for the functional food concept. Probiotic juices can be developed by using both probiotic Lactobacillus and Bifidobacterium and their viability can be strain specific as well dependent on the utilized fruits. The transformation of the fruit components can play roles for the improvement of the potential health promoting functions of fruit juices which should be well-characterized. The insufficient viability of probiotic strains during shelf-life of fruit juices is one of the main challenges and efficient and relatively cheap encapsulation techniques should be developed to ensure their viability. In this study, recent achievements and developments to produce probiotic fruit juices have been summarized. Also, potential role of probiotic fortification for the health promoting functions of fruit juices related to probiotic metabolism has been discussed. Finally, strategies to increase the viability of distinct probiotics have been discussed.
Show more [+] Less [-]The Impact of Food Safety Criteria on Fruit and Vegetable Exports from Türkiye to The European Union
2024
Mithat Direk | Hasan Arısoy | Huseyin Ozen
Food safety has become an increasingly important issue as people become more concerned about access to healthy food. Particularly in affluent societies such as the European Union, the increasing consumption of unhealthy fruits and vegetables and carcinogenic residues are constantly on the agenda. Reducing aflatoxin levels in dried foods to below health risk levels, eliminating them from food and ensuring access to healthy food are essential for food safety and human health. In this study, the impact of food safety practices in fruit and vegetable trade between the European Union and Türkiye was examined using mandarins, one of Türkiye’s main fresh fruit and vegetable exports, and the European Union Rapid Alert System for Food and Feed (RASFF) notifications for food and feed for the period between 2019 and 2022. The reasons for these notifications and the requests made in this context were examined and a TOWS analysis matrix was created based on the findings obtained. In conclusion, residue and aflatoxin inspections should be included in traceability activities in Türkiye. Producers need to be informed to ensure the effectiveness of inspections. It is crucial to provide adequate support to producers to improve storage conditions for perishable and dry products and to encourage the use of the latest production techniques. It is of great importance to raise awareness of these techniques among producers. Thus, the European Union can be an alternative market to the Russian Federation, which is Türkiye’s largest trading partner.
Show more [+] Less [-]Morphological and Physiological Responses of Different Cotton Genotypes Primed with Salicylic Acid Under Salinity Conditions
2024
Nimet Ozege | İlkay Yavaş | Emre İlker
This study was conducted as both petri dishes and pot experiments on four different salt-sensitive cotton genotypes (Laser, May 505, May 455 and Selin) in order to investigate the role of exogenous salicylic acid applications in reducing the effects of salt stress. Six saline treatments; 0, 30, 60, 90, 120 mM NaCl were used. Each group divided into three sub-groups (hydo-primed control, 0.5 mM and 1.0 mM SA) on the basis of seed priming treatments. They were applied in three replications according to the randomized block design. In all genotypes, 90 mM and 120 mM salt stress negatively affected germination and seedling development. In salt stress up to 60 mM, it was recommended to May 505 and Selin genotypes with 0.5 mM salicylic acid pre-application to the seeds.
Show more [+] Less [-]The Effects of Different GA3 and Mycorrhiza Dosages on Mini Tuber Production in Potatoes
2024
Burak Dinçel | Güngör Yılmaz
This study was conducted in 2017 under greenhouse conditions using selected four different potato clones to determine the effects of different doses of GA3 and arbuscular mycorrhizal fungus on mini tuber production. The research, carried out in a randomized complete block design with three replications, applied GA3 doses of 0, 5, 10, and 15 ppm, and mycorrhizal inoculat doses of 0, 500, 1250, and 2000 mg/100 tubers. Parameters including emergence time, plant height, main stem number, tuber number, average tuber weight, tuber size distribution (>45 mm, 28-45 mm, <28 mm), and maturity period were examined. The effect of GA3 application on all investigated parameters except the number of main stems was significant, statistically. The highest mini tuber number (9.1 tubers) and mini tuber yield (408.4 g/pot) were obtained from the application of 15 ppm GA3, while the highest average mini tuber weight (46.74 g) was obtained from the control group. In mycorrhizal applications, the highest tuber number was obtained at a dose of 500 mg/100 tubers, and the highest mini tuber weight and yield were obtained at a dose of 1250 mg/100 tubers. As a result of the study, it was determined that the application of 15 ppm GA3 is suitable due to its positive effect on mini tuber multiplication, and the mycorrhizal application at a dose of 500 mg/100 tubers is appropriate due to its positive effect on increase of tuber number.
Show more [+] Less [-]